Günümüz İletişim Fakülteleri ve Dijitalleşen Sinema | Akışta Kal Podcast #05

Başlamadan önce anlatacağım konuların hiçbir kişi veya kurumlarla bağlantısı olmadığını söylemem gerekiyor, sonra bu podcast büyük kitlelere ulaşırsa kimsecikler üzerine almasınlar.

Meslek lisesinde green box stüdyosu kullanırken üniversiteye geldiğimde önüme VHS kamera koyup ‘’bakın bu gamera’’ dediler. Bugün, radyo ve televizyon teknolojisi dijitale evrilirken biz neredeyiz? İletişim fakülteleri ülkeye sinema sanatçısından ziyade ana akım medyaya sadece eleman yetiştiriyor bunu biliyoruz peki değişen ve dönüşen bu dünyada verdikleri eğitimin kalitesi ne zaman artacak. Netflix, Hulu veya Amazon Prime gibi markaları ya da en basiti YouTube’u iletişim bölümlerinin müfredatında ne zaman duyacağız? Belki de hiçbir zaman.

Başta anlattıklarıma Yeni Medya bölümünü örnek olarak gösterebilirsiniz, Radyo TV Sinema’dan daha nitelikli ve adı üstünde yeni, fakat araştırdığıma göre Türkiye’de 10 üniversitede var ve bunlardan sadece 1 tanesi devlet üniversitesi.

Hem lisede hem üniversitede, çoğunlukla lisede Avrupa ve Amerikan sinemasını dinledik, Lumiere kardeşlerden girdik Yurttaş Kane’den çıktık. Bunlar bizim için altyapı oluşturan gerekli bilgilerdi elbette Gaspar Noe veya Miyazaki yapımlarını duymazsınız. Hocanızdan duyduysanız şanslısınız.

Okuduğu bölümü kendi isteğiyle seçen en fazla öğrenci muhtemelen İletişim Fakültesindedir zira hiçbir baskıcı baba figürü sen kameraman olacaksın, deden de kameramandı demez herhalde. 4 yıl boyunca fi tarihinden kalma radyo tv sinema bilgilerini beyninize tıkıp son yılda kısa film projelerinde rezalet işler çıkarttıysanız aramıza hoş geldiniz.

Eskiden bir film çekmek ve kurgulamak kadar piyasaya sürebilmekte bir hayli zordu. Bir kere Sponsorlara kendinizi kanıtlamak durumundaydınız fakat bugün başka bir sorunumuz var. YouTuberlar! Şaka şaka hepsi sinema filmi çekti diye sinemacı olmadılar yine de bunu dinleyenler bir işaret aldıklarını umuyorum. YouTube’un yeni televizyon olacağını sanmıyorum ama televizyon kadar etkili olduğu çok açık, peki içeriği çöp olsa da sinema filmlerine imza atan YouTuberlar bunu nasıl başarıyor?

Öncelikle YouTuber’ların bağlı olduğu MCN adında şirketler var, açılımı Multi Channel Network. Bu şirketler abone sayısı yüksek ve gelecek vadeden isimleri bünyelerine katarak onlara prodüksiyondan hukuk danışmanlığına kadar kapsamlı bir hizmet sunuyor, YouTuber’ın elde ettiği gelirden de komisyon alıyorlar. MCN’ler ile sinema filmi çekebilmek mümkündür.

Oldu ki bu alana yeni giren genç bir sinemacısınız çektiğiniz dizi ve filmleri yayınlayabilir, yapım şirketlerinin dikkatini çekebilirsiniz. Örneğin başarı hikayesi YouTube’ta başlayan sonrasında Blu TV ve sinema salonlarına uzanan Adana Sıfır Bir dizisi gibi. Asıl konu bu yapımlarınızı kitlelere nasıl izleteceğiniz. YouTube reklamlarıyla belki 5 saniyede yakalayabileceğiniz insanlar olabilir.

Netflix gibi diğer uluslararası platformlarda da türk yapımları görmeyi umuyoruz ama bunu yapacak olanlar mezun olduktan sonra ücretsiz staja konuşuyorlar. Staj yapmayın demiyorum, deneyim ve gözlem açısından staj iyidir bir arkadaşa bakıp çıkacağım tadında bir iştir. İşi beğenmezseniz kimse neden gidiyorsun yahu demez, varlığınız da bir yokluğunuz da bir.

Konuya dönelim, iletişim fakültesinde okuyan veya okuyacak olan arkadaşlar üniversite size sadece bir temel oluşturacak ki diğer fakültelerde de durum aynı kendinizi sürekli güncel tutmak zorundasınız. Herkes yönetmen, senarist olacak diye bir kural olmadığı gibi herkes muhabir, kameraman olacak diye de bir kural yok. 

 

    Yorum Bırak