A’normalleşme Süreci | Akışta Kal Podcast #04

Bugün, normalleşme sürecinde nasıl anormalleştiğimizi, salgının dışarıda gördüğüm yansımalarını ve kişisel olarak neler yapabileceğimizi biraz konuşacağız.

Haftalardır evdeyiz normalleşme sürecinden bahsedilince maskeleri takıp bir çıkalım dedik. Lanet olsun çıktığımız güne, şehir merkezinde insanlar dip dibe gezip tozuyor ve çoğunluğa bakıyorsun Büyük Ev Ablukada’nın dediği gibi kupkuru bir kalabalık.

Hayati ihtiyaçlardan ziyade herkes keyfine alışveriş yapmak için dışarıya çıkmış, tüylü taşlı süslü maskeler takanlardan tutun subzero gibi gezen nargileci tipler de var. Bazı insanlar maske bile takmıyorlar. Bankalarda sıra var, sosyal mesafe yok. El dezenfektanı var, kullanan yok. Evde kalarak hayatımızı kurtaracağız ama psikolojimiz bozulacak diyorlardı asıl dışarı çıkmak beni çıldırttı.

Bir de büyük markaların franchise restaurant ve cafeleri dolu, esnaf lokantaları bomboş. 3 ay sonra ne olacağını kestiremiyoruz ki dükkanlarını tamamen kapatabilirler. Belki de kapattılar. Bu podcaste başlarken daha çok ilham vermek üzerine konuşurum diyordum, gerçeklerden bahsederek bunu yapabilir miyim bilmiyorum ama deneyeceğim.

Dışarı çıkarak geçirdiğim krizden sonra eve doğru ilerlerken kendimle muhakeme etmeye başladım. Muhakeme etmenin anlamını bilmeyenler için bir ekşisözlük entrysi ‘’bireyin kendisinde ve etrafında olup biten olayları gerçeğe uygun olarak değerlendirmesi ve mantıklı sonuçlar çıkarması durumu. Psikolojik yönden sağlıklı her bireyde olması gereken bir davranış biçimi’’ Evde bunalmış olabiliriz, sosyalleşmeye ihtiyacımız da var fakat benim dışarıda gördüğüm tek şey kaostu. Belediyelerden, televizyonlardan, sosyal medyadan bu kadar uyarı yapılmasına rağmen toplum bir bilinç kazanmıştır diye düşündüm, insanlar algılarını kapatmışlar. Diğer şehirlerdeki arkadaşlarımla da konuşuyorum durum oralarda da aynı. Eskisi gibi olmak isterken daha kötü bir sonuçla karşılaşabiliriz yine de bu bizim umurumuzda bile değil.

Neredeyse her dışarı çıktığımda aslında psikopatlık derecesinde bir muhakeme, sorgulama moduna geçiyorum. Çıkarımlarda bulunuyorum ve bu düşüncelerle gelecek planı yapıyorum sonra o planlar değişiyor falan filan ama fark ettiniz mi bilmiyorum ilk kez bu salgınla beraber oldukça net kararlar alıp uygulayabiliyoruz. Bunu dinleyen aklı selim hanımlar beyler, eğer halen bunu düşünmediyseniz bu süreçte toplumdaki rolümüzü nerede ne yapmak istediğimizi belirleyelim, tekrar ikigai’den bahsetmeyeceğim ama evdeyken bile kendimize ve işimize yatırım yaptığımızı anlayabiliyoruz.

Konuya dönecek olursak bu salgın pek çok şeyi değiştireceği gibi hiçbir şeyi de değiştirmeyecek. Hayatımızı tehlikeye atmayı düşünmeden az yada çok zevklerimizin peşinden koşmaya devam edeceğiz. Bunu ne sen, ne ben durdurabiliriz. Herkes kişisel olarak tedbir alabileceğimizi söylüyor, biraz ileri gideceğim kariyerimizde bile yapacağımız değişikliklerle yeni fırsatlar yaratabileceğimizi düşünüyorum. Konfor alanını seviyorum, sizin de sevdiğinizi biliyorum kabul edelim veya etmeyelim bu doğamızda var bu alanı genişletmek yine bizim elimizde.

Bu aralar salgında artış olduğu yönünde haberler okuyorum ama açık söylemek gerekirse çoğu haber sitesi clickbait yaptığı için hiçbirine güvenim kalmadı. Pozitif vaka sayısı artsa da azalsa da yaşadığımız kötü tecrübelerden pek ders çıkartmıyoruz gibi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Her podcastim daha da uzun olmaya başladı, dinleyicilerim de bir o kadar artıyor ama şu ruhu kaybetmeyeceğim YouTube’ta da aynen böyle devam ediyorum. Uzun olması sizi sıkarsa söyleyin, geri bildirimde bulunun her şekilde yeni fikirlere konulara da açığım.

Bir sonraki podcast’te tekrar görüşmek üzere, akışta kalın hoşça kalın.

    Yorum Bırak